hay Allah saat bir olmuş yine!
saat on iki!
on iki yaş.. ilk gözyaşı.. ağlamak için geç kalmışsın bir hayli.. bu vakitten sonra ağlayarak yaptıramazsın, hiç bir isteğini. daha bebekken başlamalıydın ağlamaya. hem neden güldün ki sanki? çok mu güzeldi hayat?
saat onbir!
on bir oluyor toplayınca, iki elimdeki parmakları.. öyle bakarsan yanlış sayarsın. benim baktığım yerden bakacaksın. bak, şu var ya hani.. işte şu, görmüyor musun? işte onbirinci parmak şu. varlığının tek nedeni ne biliyor musun? bilmiyorsun.. varlığının yegane nedeni; " hatırlatmak" , unuttuklarımı..
saat on!
on dakika ver sadece bana.. on dakika dönsem geçmişe yetecek.. hepsini telafi edecem hatalarımın.. on dakika kafi. veremez misin bana geçmişten on dakika? oysa müsade etsen, değiştiridim on dakikada tüm kötü yaşanmışlıkları..
saat dokuz!
dokuz doğurdum seni beklerken.. neden bu kadar geç kaldın ki? neden gelemeyeceğin vakitler için söz veriyorsun ki? bilirim sen hep "gelirim" dersin ve bilirim sen hep "gecikirsin".
saat sekiz!
sekiz kez üst üste dinledim, şarkının aynı yerini.. hala manasız.. bir yandan anlamıyor olduğuma kızıyorum, diğer yandan sana sövüyorum; başka şarkı mı yoktu?
saat yedi!
yedi gün diye kim uydurmuş? bir hafta yedi günden çok daha uzun. pazartesinden pazartesine bir ömür geçti.. zaman neden hiç sabırsızlık yapmaz ki? bekleyiş beni yoruyor. zaman, söylesene ; sen hiç yorulmaz mısın?
saat altı!
altı üstü bir kum tanesi.. ne kadar önemli olabilir ki? ama onunla birlikte kumsalı veriyorlarsa değerli.. yok yok altı üstü bir kumsal, ne kadar değerli olabilir ki? ama onunla birlikte denizi veriyorlarsa çok güzel.. yoksa bu da mı güzel değil?
saat beş!
beş kere beş; eşittir yirmi dört.. eksik var.. nereye gitmiş olabilir ki? ve kim eksik? düşünmek lazım.. yada düşünmemek.. gittiyse vardır bir bildiği elbet. ya dönerse? o zaman beş kere beş ne eder? yirmi beş mi? yok yok olmaz herhalde..
saat dört!
dört duvar arasında..üstelik birde duvarlar sarı.. kim boyamış bunları sarıya? yeter ya, gelmeyin üzerime.. ilk iş değiştirecem sizin renginizi.. hepinizi siyah yapıcam.. siyah iyi mi peki? boşver düşünme fazla, siyah saklar seni..
saat üç!
üç şans verdim sana, daha ne yapayım? kapımı çalıp çalıp kaçtın her seferinde.. oysa ben misafir etmeye hazırdım seni.. yeter canım artık! hem, daha başka oyun kalmadı.. üç kafi..
saat iki!
ikimizde sevmiyoruz.. bilmen lazım bunu; sevgisizliğin karşılıklı.. daha ne söyleyeyim? ve daha ne kadar söyleyeyim? ne sanıyorsun sen; yalan söylemek kolay mı? aynanın önünde yapıyorum belki ama karşındayken kolay mı?
saat bir!
bir başımayım.. erik ağacı uzatmıyor dallarını, penceremden içeri.. sokak lambası sonunda kesti sesini.. sen ne zaman gitmiştin ki? unutmuşum.. hay Allah yanlızım!
&&&
zaman; yine şaşırdın, ters yöne aktın.. yoksa bilerek mi yaptın? ah tabi ya bilerek yaptın bunu.. zaten senin işin gücün beni "yanlız komak"



